Uluslararası denetim ve danışmanlık şirketi EY (Ernst & Young), perakende otomotiv alanındaki tüketici satın alma ve kullanım tercihlerine ilişkin araştırmasının sonuçlarını duyurdu. “Otomotiv Tüketicilerinin Satın Alma ve Kullanım Tercihleri” başlıklı araştırma, Türkiye, Macaristan ve Çekya’da tüketicilerin sıfır ve ikinci el araç satın alma süreçleri, araç kullanım alışkanlıkları ve otomotiv sektörünü dönüştüren yeni teknolojilere yönelik fikir ve tercihler ile ilgili trendleri gösteriyor. Altı yıldır düzenlenen araştırmaya 2020’den itibaren Türkiye de dahil edildi. Sonuçların değerlendirilmesinde sadece daha önce araç satın almış olan ya da gelecek beş yıl içerisinde araç satın almayı planlayan katılımcılar dikkate alındı.

EY Türkiye Danışmanlık Bölümü Şirket Ortağı ve İleri Üretim Sektörü Lideri Arda Karaçelebi araştırmayla ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: 

“Otomotiv sektörü dünyada olduğu gibi Türkiye’de de büyük bir dönüşüm geçiriyor ve bu dönüşümün etkileri tüketici tercihlerine son derece güçlü bir şekilde yansıyor. Ülkemizle birlikte toplam üç ülkede gerçekleştirilen ‘Otomotiv Tüketicilerinin Satın Alma ve Kullanım Tercihleri’ araştırmamız, tüketicinin hem yeni teknolojiler hem araç satın alma seçenekleri ile ilgili öncelikli tercih ve beklentilerine başarıyla ışık tutuyor. Araştırmanın bu yılki en dikkat çekici bulgularından biri, elektrikli ve hibrit araçlara yönelik tüketici ilgisinin birçok faktörün etkisiyle ülkemizde daha önce hiç olmadığı kadar yükselmiş olması. Araç satın almayı planlayan tüketicilerin, vergi indirimi ve teşviklerin elektrikli araç satışlarını artırabileceği yönündeki beklentileri de önemli.” 

Elektrikli ve hibrit araçlara ilgi hızla artıyor

Araştırma, Türkiye’de tüketicilerin elektrikli ve hibrit araçlara ilgisinin hızla arttığını gösteriyor. Bir sonraki satın alacakları aracın hibrit ya da elektrikli olacağını söyleyen Türk tüketicilerin oranı geçen yıla kıyasla 11 puan artışla %27 oldu. Gelecekte kesinlikle elektrikli ve hibrit araç alabileceklerini belirten Türk tüketicilerin oranı %29 iken, bu oran fiyat teklifinin yeterince cazip olması durumunda ise %90’a yükseliyor.

Araştırma, elektrikli araçların cazip bir seçenek olarak görünmesinin nedenlerine de odaklanıyor. Buna göre, Türk tüketicilerin elektrikli araca duydukları ilginin nedenini öncelikle bu araçların çevreye daha az zarar vermesi olarak gösteriyor. Araştırma, elektrikli ve hibrit araçlara olan talebi hangi etkenlerin artırabileceğine de ışık tutuyor. Tüketiciyi elektrikli araçlardan uzaklaştıran başlıca etkenler, yetersiz şarj altyapısı ve yüksek fiyat. Türk tüketicilerin elektrikli araç alma isteklerinin önündeki başlıca unsur olarak %43 oranla yeterli şarj istasyonunun olmamasını ve %41 oranla araç fiyatlarının yüksek olmasını gösteriyor. 

Elektrikli araç satın almaya yönelik ilgi ve talebin hangi koşullarda artabileceği yönündeki soruya ise katılımcıların %56’sı ‘vergi indirimleri’ ve %50’si de satın alma fiyatı üzerinden verilecek teşvikler öncelikli görüldü. Şarj altyapısının yaygınlaştırılması seçeneği ise geçen yıla kıyasla 19 puanlık artışla %47 oranı ile üçüncü sırada yer aldı.

Dizel seçeneği, ilgideki düşüşe rağmen hâlâ ilk sırada 

Araştırmada dizel araç seçeneği 2020’ye kıyasla 17 puanlık düşüşe rağmen %31 ile hâlâ ilk tercih konumunda. Özellikle mazot fiyatlarının eski rekabetçiliğini yitirmesi, birçok markanın gelecekte dizel motor seçeneğini sunmama yönünde karar alması veya benzinli araçlarla olan fiyat farkının yüksekliği gibi nedenlerle dizel araçlara ilginin önemli oranda azaldığı görülüyor. 

Türkiye’de tüketiciler, internetten araç sipariş etme fikrine sıcak bakıyor

Araştırma kapsamında, katılımcılara bir sonraki araçlarını internet üzerinden alıp almayacakları sorusu da yöneltildi. Bu konuda Türk katılımcılar %35’lik bir oran ile olumlu bir yaklaşım sergiliyor. Hiçbir koşulda internetten araç satın almayacaklarını belirten Türk katılımcıların oranı geçen seneye kıyasla 8 puan azalarak %12 oldu. 

Katılımcılara neden online kanallar üzerinden araç satın almayacakları da soruldu. Türk katılımcıların çekinceleri, fiyatta pazarlık yapılamayabileceği (%44), online kanaldan yüksek miktarda ödeme yapmaktan çekinebileceği (%39) ve satış sürecinde temsilcilerden yeterince destek alamayabileceği (%36) olarak sıralandı.